Ergenlik ve Panik Bozuklukları

Panik bozukluk sık görülen kaygı bozuklukları arasında yer alır. Panik bozukluğun önde gelen belirtisi tekrarlayan ve kişide yoğun bunaltı yaratan panik atakları görülmesidir. Panik Atak ise aşağıdaki belirtilerden en az dördünün görüldüğü, belirtilerin 10 dakika içinde en yoğun halini aldığı, kişiye yoğun bir korku ya da rahatsızlık veren bir dönem ile karakterizedir. Panik Atak belirtileri şu şekildedir:

  • Kalp hızında artış-çarpıntı
  • Terleme
  • Titreme/sarsılma
  • Nefes darlığı
  • Soluk kesintisi
  • Göğüste sıkışma ya da ağrı
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Ölüm korkusu
  • Üşüme ya da ateş basması
  • Uyuşma-karıncalanma hissi
  • Çıldırma korkusu
  • Benliğe ya da çevreye yabancılaşmışlık hissi
  • Baş dönmesi, düşecek ya da bayılacak gibi olma hissi

Panik bozuklukta kişi tekrarlı olarak beklenmedik panik atakları yaşar ve ataklardan en az birini minimum 1 ay süre ile yeni atakların olma korkusu, atağın sonuçları ile ilgili üzüntü ve/veya ataklarla ilişkili davranış değişiklikleri izler. Tanı konulabilmesi için bunlara ek olarak atakların madde kullanım ya da genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması ve başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamıyor olması gerekmektedir.

Panik bozukluk yaşayan kişiler genellikle beden duyumlarına oldukça duyarlıdır ve küçük bir fizyolojik değişimi fark ederek bunun olumsuz bir sonuç doğuracağını düşünüp yoğun kaygı yaşarlar. Çoğunlukla çarpıntı yaklaşmakta olan bir kalp krizinin habercisi gibi yorumlandığından bu kişiler yoğun kaygı ile acil servislere başvurabilmektedirler. Yaşanan bu kaygı kişide bir takım davranışsal değişimler yaratabilir. Bu değişimlerin en başında kaçınmalar yer almaktadır. Özellikle panik atağı geçirilirse yardıma ulaşamayacaklarını düşündükleri ortamlardan (örn. tünel, köprüIvb) uzak kalmaya çalışmaktadırlar. Bunun dışında yalnız dışarı çıkmama, yanında ilaç, su vb. bulundurma gibi bir takım önlemler alınabilmektedir.

Panik Bozukluğun yaşam boyu görülme sıklığı %1-2 dolayındadır. Çoğunlukla ileri ergenlik ve 30’lu yaşların ortalarında başlar ve panik bozukluğu olan kişinin biyolojik akrabalarında bozukluk geçirme riski 8 kat daha yüksektir. Tedavide doğru bilgilendirme önem taşır. Psikoterapi ve psikofarmakolojik ilaç tedavisinden yararlanılmaktadır. Özellikle Bilişsel - Davranışçı Terapi teknikleri ile oldukça etkili sonuçlar elde edilebilmektedir.

Kaynak:

Prof.Dr.Ertuğrul Köroğlu (2009). Boylam Klinik Uygulamada Psikiyatri: Tanı ve tedavi klavuzları, cilt 2.