Evlilik İlişkisinde Krizler

Evlilik tıpkı bir canlı gibi doğar, bebeklik ve çocukluk dönemi geçirir, olgunluk ve erişkinlik döneminden sonra boşanma ya da çiftlerden birinin vefatı ile son bulur. Evliliğin farklı dönemlerinde farklı nedenlerden dolayı krizler yaşanır.

Evliliğin ilk 3 yıllık döneminde kişilerin kendilerinin ya da yakın çevre bireylerinin bu durumu kabullenmeleri ve gereken sorumlulukları yerine getirmeleri, yaşamlarını bu yeni duruma göre düzenlemeleri ile ilgili zorluklar, bu zorluklara bağlı problemler ve krizler görülebilmektedir. Yeni evli bireyler kimi zaman bu kurumun getirdiği sorumlulukları ve paylaşımları üzerlerine almakta zorlanabilir ya da bu konuda isteksiz davranabilirler. Böyle durumlarda genellikle evlilikteki diğer birey yapılmayan bu yükümlülükleri üstlenmekte ve bir süre bunu taşıyarak evlilik kurumunu devam etmesini sağlamaktadır. Ancak birkaç yıldan sonra aşırı sorumluluk yüklenen bireyde ortaya çıkan yorgunluk ve tükenmişlik hali evlilik krizi olarak kendini gösterir. Bu vakte kadar sorumluluktan kaçan birey genellikle olup biten karşısında şaşkın ve gereklerini yerine getirmek noktasında isteksizdir. Doğru çözüm tükenmişlik hali yaşayan bireyin, psikolojik ve psikiyatrik yönden desteklenmesi ve çiftin kriz büyümeden evlilik yardımı almasına yönlendirmesiyle çözümlenebilir.

4 ila 14 yıl arasında ortaya çıkan evlilik krizlerinin en sık karşılaşılan nedeni ise bireylerin flört ve yeni evlilik döneminde birbirlerine karşı yaptıkları duygusal yatırımın zaman, yaşam koşulları, alışkanlıklar gibi nedenlerle yavaş yavaş kaybolması ya da çocuk doğumundan sonra çiftlerin duygusal yatırımlarının eşten tamamen alınıp çocuğa aktarılması gibi nedenlerle ortaya çıkar. Bir süre sonra aynı evde yaşayan ve yaşamları birbirine teğet geçen iki yabancı haline gelmiş olan çiftler artık yaşamdan farklı beklentilere, farklı değer yargılarına ve gelecekle ilgili farklı kaygılara sahiptirler. Evliliğin devamına neden olan alışmışlık duygusu bireyleri birbirine bağlayan tek neden olarak evliliğin sürmesine neden olur. Ancak çiftlerden herhangi birinin kendi yaşamındaki duygusal boşluğu fark etmesi sonucunda evlilik krizi baş gösterir. Diğer eş genellikle şaşkındır ve olayı anlamakta zorluk çeker. Çünkü görünürde her şey yolundadır. Bu tarz krizlerde sadakatsizlik gibi davranış problemleri de sık olarak karşımıza çıkar. Krizin erken evrelerinde evlilik yardımına ulaşılması ve bireylerin önce kendileri sonra da evlilikleri için değişim çabası içine girmeleri evliliği söz konusu dar boğazdan kurtarabilecek tek yoldur.

15 yıl ve daha uzun süredir devam eden evliliklerde ise karşılaşılan en sık kriz bireylerden birinin geçmiş yaşam süreci ile ilgili olarak evli olduğu kişiden yaşanmamışlıklar ya da geçmişte yapılan haksızlıklarla ilgili hesap sorma, hesaplaşma ve bedel ödetme çabaları olarak ortaya çıkar. Bu tarz problemlerin çözümü için bireylerin yaşamları içinde kendilerine ait farklı uğraş alanlarının yanı sıra eş ile birlikte devam ettirilen ya da ettirilmesi gereken ortak etkinliklerin çözümde rolü büyüktür.

Bakılması gereken doğru açı bireyi ve evliliği tek bir olay üzerinden değerlendirmemek daha bütüncül bir bakış açısı ile görmeye çalışmak olmalıdır. Evliliğin hangi aşamasında olursa olsun problem ve krizlerin erken evrelerde yardıma götürülmesi sonucu olumlu yönde etkilediği unutulmamalıdır.

Sizinde bu konularda veya evliliğiniz ile ilgili konularda yaşadığınız başka türlü sıkıntılar var ise mutlaka profesyonel bir destek alınız.