Çocuklarda Öfke

Öfke, insan doğasına özgü temel duygulardan bir tanesidir. Kişinin ruhsal bedensel ve yaşamına yönelik tehditlere karşı gösterdiği bir savunma mekanizmasıdır.

Doğumdan itibaren ortaya çıkabile bu duygunun ilk ifade edilme biçimi bebeklerde ağlama nöbetleri şeklinde olur. İnsan büyüyüp olgunlaştıkça öfkenin dışa vurum biçimleri değişime uğrar. Birey bu duyguyu sosyal etkenler ve öğrenme stratejileri ile kontrol etmeyi öğrenir. Yetişkinlikte artık bu duygunun kontrol edilebiliyor olması beklenir.

Çocuklarda ağlama, bağırma, tepinme, tutturma davranışları ile dışa vurulan öfke, genellikle engellenme halinde ve hoşa gitmeyen muamelere maruz kalmaya bir tepkidir. Bazen de, örneğin ağladığı için istediğinin yapıldığını farkeden bir çocuk için ikincil kazançlar getiren öğrenilmiş bir davranış haline dönüşebilir. b-Bu bağlamda aile tutumları çok öenmlidir.

Öfkenin sağlıksız bulunduğu, normalin dışında (patolojik) sayılabilmesinde, sıklığı, şiddeti, süresi kadar, sosyal olarak kabul edilemezliği dikkate alınır. Örneğin saldırganlık ve şiddet davranışları ile sergilenen öfke dikkate alınması gereken ve mutlaka nedenlerinin araştırılması greken bir durumdur.

Çocuklarda öfkenin patolojik (normal kabul edilmeyen) olması, sosyal çevrede kabul edilebilir bir davranış olmaması, yoğunluğu, sıklığı ve süresi ile direkt olarak ilgilidir. Burada önemli olan iki şey, ailenin bu krizi yönetme biçimi ve bu krizin psikiyatrik bir bozukluğun habercisi olup olmadığını bilmektir. İnsanlara fiziksel şiddetin (vurma, itme, dövme gibi) eşyalara zarar verme (kırma, dökme, parçalama gibi) davranışının, sözsel şiddetin (ağır hakaret, küfür gibi) ve kendine zarar verici davranışlarının sergilenmesi öfkenin patolojik dışa vurumu anlamına gelir. Bunlar ciddiye alınması ve nedeni mutlaka araştırılması gereken davranışlardır.

Daha çok küçük çocuklarda gördüğümüz ağlama, bağırıp çağırma, yerlerde yuvarlanma, sağa sola koşuşturma, eşyalara ya da kendine zarar verici davranışlarda bulunma gibi ailenin çocuğun sakinleşmemesi üzerine pes edip, çocuğun isteklerini yerine getirme ve taviz verme ile sonuçlanır. Çocuk böylece "ikincil kazanç" elde ederek isteklerinin yerine gelmesini ya da engellerin ortadan kalkması için bu nöbetleri öğrenilmiş davranış olarak tekrar tekrar sergiler.

Ayrıca bilişsel olarak yaşıtlarından geri olan çocuklarda ve duygu durum düzensizliği olan çocuklarda öfke kontrol sorunları riski yüksektir. Anne baba çatışması ve ebeveyn arasında tutum farklılığı olan ailelerde yetişen çocuklar yine riskli grubu oluştururlar. Yaşıtları arasında kabul görmeyen ya da aileleri tarafından ihmal edilen çocukların öfke kontrol sorunu yaşamaları sürpriz olmaz.

Öfke kontrolünün ciddi bir sorun olduğu psikiyatrik bozukluklar şunlardır:

Yıkıcı Davranış Bozuklukları: Davranım Bozukluğu başta olmak üzere Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve Karşıt Gelme Bozukluğu'nda çabuk öfkelenme ve öfkesini kontrol edememe en önemli belirtilerindendir. Bu çocuklar gerek otorite figürü(anne-baba-öğretmen), gerek se arkadaşları ile olan ilişkilerinde öfke kontrol sorunu yaşarlar. Davranış bozukluğu olanlar her türlü fiziksel şiddeti rahatlıkla kullanırken aynı zamanda temel ahlaki normlara aykırı başka davranış sorunlarını da sergilerler. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)'nda dürtüselliği olan çocuklar arkadaşlarına fiziksel şiddet kullanabilir, çabuk öfkelenmeleri yaşıtları ile olan ilişkilerini bozabilir. Karşıt Gelme Bozukluğu'nda ise ani sinirlenmeler, her şeye karşı gelme ve itiraz etme sık rastlanan belirtilerdendir.

Duygudurum Bozuklukları: Depresif bozukluğu olan çocukların depresif erişkinler ile en önemli farkı çabuk öfkelenmeleridir. Çocuklarda diğer depresyon belirtileri yanında ani öfke patlamalarına ve çabuk sinirlenmeye sıkça rastlanır. Bipolar Bozukluğu olan çocuklarda ise duygudurum dalgalanmaları yanında ağır öfke krizleri ve saldırganlık gözlenebilir.

Kaygı Bozuklukları: Kaygılı çocuklar duygu dünyalarında korku, kaygı, huzursuzluk ve gerginlik yaşarlar. Kaygılı halleri bazen ağır öfke nöbetleri şeklinde dışa vurabilir. Aslında çok sakin, uyumlu ve kontrollü bilinen bir çocuk kaygının yoğun olduğu dönemlerde öfke patlamaları yaşayabilir. Aile bu hali anlamlandıramaz ve genellikle nedeni bulamaz.

Mental Retardasyon: Zeka geriliği olan çocukların bir kısmında ağır öfke nöbetlerine rastlanabilir.

Çocukları öfke nöbetleri yaşayan aileler nelere dikkat etmelidir:

  • Öfkeye öfkeyle karşılık vermeyin.
  • Önce siz sakin olmaya çalışın.
  • Çevredeki gürültüyü engelleyin ve fazla ışıkları söndürün.
  • Konuşmanıza dikkat edin, yumuşak, sakin ve net ses tonu ile konuşun.
  • Çocuğun söylediklerini sabırla dinleyin, tartışmaya girmeyin.
  • Çocuğun çevresinde zarar verebileceği, kırıp dökebileceği şeyleri kaldırın.
  • Onu bir şeyler yiyip içerken konuşmaya davet edin.
  • Bu dönemde emredici konuşmayın.

Kendisine her türlü zarar verme durumunda engel olun (ancak bazı çocukların gösteriş biçiminde yaptıkları davranışları da göz ardı etmeyip hemen müdahale etmemek gerekebilir).

Öfke nöbetinde önce buna sebep olabilecek bir olay olup olmadığını düşünün ve bulmaya çalışın.

Ancak çocuk sakinleştikten sonra sorunu konuşun, nasıl çözümleyeceğinizi ve başka alternatifleri tartışın. Kendini nasıl daha iyi ifade edebileceğini ve makul isteklerinin yerine getirebilmenin ancak böyle mümkün olacağını anlatın.

Yukarıda sayılalar öfke nöbetine ailelerin vermesi gereken tepkilerin özeti şeklindedir. Her zaman bu tepkilerin ve sabrın işe yaradığını ve krizlerin süresini kısalttığını ya da ortadan kaldırdığını söylemek mümkün değildir. Bu nedenle her çocuğun öfke nöbeti altta yatan psikopatolojik nedenlere göre değerlendirilip, aile ona göre yönlendirilir ve tedavi ona göre planlanır.

Sık tekrarlayan, uyumu bozan ve bir psikiyatrik bozukluk belirtisi olarak ortaya çıkmış öfke nöbetlerinin kontrolünde, öfke nöbetlerini azaltacak ve ortadan kaldıracak ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca öfkeyi kontrol etmeleri konusunda çocuğa ve ailesine danışmanlık yapılır ve psikoterapi uygulanabilir.

YASEMİN KULAÇ (Klinik Psikolog)