SOSYAL FOBİ (SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUGU )TEDAVİSİ

SOSYAL FOBİ (SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU) TEDAVİSİ

Sosyal Anksiyete Bozuklğu (SAB) probleminin genellikle ergenlik ya da genç erişkinlik döneminde başlayıp tedavi edilmediği taktirde de kronik seyirli bir hastalık olduğu da göz önünde bulunduracak olursak tedavi stratejilerinin de kısmen uzun soluklu olması gerektiği gerçeğini de kabul etmiş oluruz.

İlaç tedavilerinde SSRI grubu antidepresanlardan fluoksetin, sertralin ve paroksetin bu alanlarda sık kullanılan ajanlardır. Ayrıca Moklobemid de bu problemde etkilidir. Sosyal Anksiyete Bozukluğunda kullanılan bir diğer ajan da klomipramindir. Bu ilaçların yanında hastanın semptomlarına uygun olarak başka gruplardan ilaçlar da mevcut tedaviye eklenerek kombine edilebilir. İlaç tedavilerinde unutulmaması ve dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hastalığın kronik gidişli olduğu gerçeğine uygun olarak uzun süre ilaç kullanımının kabullenilmesi ve kullanılan ilaç dozlarının genellikle antidepresan dozların iki yada üç kat gibi dozlarda kullanımının tedavi etkinliğini artırdığı gerçeğinin göz önünde bulundurulması gerektiğidir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğunuda (SAB) tedavi olarak kullanılabilecek diğer bir yöntem de Bilişsel Davranışçı Psikoterapidir (BDT). Diğer psikoterapi yöntemlerine oranla gün geçtikçe daha sık tercih edilmeye başlanan ve diğer Anksiyete bozukluğu alanlarında olduğu gibi SAB’da da hem hızlı hem de etkili tedavi yöntemi olarak öneçıkan BDT’de hastalığın başlama ve devam etme mekanizmaları öğrenme kuramları üstünden açıklanmaktadır. Hasta katı ve eleştirel özellikleri fazla ebeveynler tarafından büyütüldüğünde ya da mükemmelliyeçi eğiticilerin elinde şekil aldığında hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sosyal ortamlarda da kendi eksiğine tahammül edememektedir.Vaktinde çevrenin kendisinden beklediği mükemelliği ortaya koyamadığını düşündüğünde katı ve eleştirel bir tavır ile kendi performansını değerlendirdiği için de sürekli yüksek düzeyde kaygı duygusu le karşı karşıya kalmaktadır. Diğer anksiyete bozukluklarında olduğu gibi SAB’da da kişi problem ile başaçıkma mekanizması olarak kullandığı kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranış kalıplarından dolayı da yeni bir öğrenme durumu yaşayamadığı için eski öğreti zihinsel olarak kendini devam ettirmektedir.

SAB’nun BDT’sinde hastaya öncelikle sıkıntı yaşadığı ortamların listesi yapması istenir. Ardından bu listedeki yerler hiyerarşik bir şekilde sıraya konur. Bu ortamlara girmeyi düşündüğünde yada böyle bir ortam ile karşıkarşıya geldiğinde zihninden geçen otomatik düşüncelerin tespiti için ödevler verilir. Hastanın aşamalı bir şekilde bu ortamlara maruz kalması ödevleri verilir. Düzenli olarak yapılan ödevlerin sonucunda bu ortamlara girdiğinde yaşadığı anksiyetenin şiddetinin azalması ve süresininin kısalması sağlanırken bilişsel teknikler ile de içinde bulunduğu gerçeğin tüm yönleri ile değerlendirmesini sağlayan yeni otomatik düşünceler geliştirebilmesi amacı ile bilişsel müdahalelerde bulunulur. Tedavi süreci boyunca kişi yeni bir öğrenme yaşar. Tedavi sonunda kişi eksiğe de katlanmayı, mükemmel olmayan durumların kötü yada berbat olarak damgalanamayacağını, çevresindekilerin kendisine karşı zannettiği gibi katı, eleştirel ya da küçük görücü şekilde davranmadıklarını yaşayarak deneyimler. Bütün unların sonucu olarak da kaygısı azalır ve iyileşir.

İlerleyen zamanlarda seyrek görüşmeler ile sürecin takibi nüks için olası problemlere de müdahaleyi, problem büyümeden çözüm üretmeyi sağladığı için işe yarar bir durum

SOSYAL FOBİ (SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU) TEDAVİSİ

Sosyal Anksiyete Bozuklğu (SAB) probleminin genellikle ergenlik ya da genç erişkinlik döneminde başlayıp tedavi edilmediği taktirde de kronik seyirli bir hastalık olduğu da göz önünde bulunduracak olursak tedavi stratejilerinin de kısmen uzun soluklu olması gerektiği gerçeğini de kabul etmiş oluruz.

İlaç tedavilerinde SSRI grubu antidepresanlardan fluoksetin, sertralin ve paroksetin bu alanlarda sık kullanılan ajanlardır. Ayrıca Moklobemid de bu problemde etkilidir. Sosyal Anksiyete Bozukluğunda kullanılan bir diğer ajan da klomipramindir. Bu ilaçların yanında hastanın semptomlarına uygun olarak başka gruplardan ilaçlar da mevcut tedaviye eklenerek kombine edilebilir. İlaç tedavilerinde unutulmaması ve dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hastalığın kronik gidişli olduğu gerçeğine uygun olarak uzun süre ilaç kullanımının kabullenilmesi ve kullanılan ilaç dozlarının genellikle antidepresan dozların iki yada üç kat gibi dozlarda kullanımının tedavi etkinliğini artırdığı gerçeğinin göz önünde bulundurulması gerektiğidir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğunuda (SAB) tedavi olarak kullanılabilecek diğer bir yöntem de Bilişsel Davranışçı Psikoterapidir (BDT). Diğer psikoterapi yöntemlerine oranla gün geçtikçe daha sık tercih edilmeye başlanan ve diğer Anksiyete bozukluğu alanlarında olduğu gibi SAB’da da hem hızlı hem de etkili tedavi yöntemi olarak öneçıkan BDT’de hastalığın başlama ve devam etme mekanizmaları öğrenme kuramları üstünden açıklanmaktadır. Hasta katı ve eleştirel özellikleri fazla ebeveynler tarafından büyütüldüğünde ya da mükemmelliyeçi eğiticilerin elinde şekil aldığında hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sosyal ortamlarda da kendi eksiğine tahammül edememektedir.Vaktinde çevrenin kendisinden beklediği mükemelliği ortaya koyamadığını düşündüğünde katı ve eleştirel bir tavır ile kendi performansını değerlendirdiği için de sürekli yüksek düzeyde kaygı duygusu le karşı karşıya kalmaktadır. Diğer anksiyete bozukluklarında olduğu gibi SAB’da da kişi problem ile başaçıkma mekanizması olarak kullandığı kaçınma ve güvenlik sağlayıcı davranış kalıplarından dolayı da yeni bir öğrenme durumu yaşayamadığı için eski öğreti zihinsel olarak kendini devam ettirmektedir.

SAB’nun BDT’sinde hastaya öncelikle sıkıntı yaşadığı ortamların listesi yapması istenir. Ardından bu listedeki yerler hiyerarşik bir şekilde sıraya konur. Bu ortamlara girmeyi düşündüğünde yada böyle bir ortam ile karşıkarşıya geldiğinde zihninden geçen otomatik düşüncelerin tespiti için ödevler verilir. Hastanın aşamalı bir şekilde bu ortamlara maruz kalması ödevleri verilir. Düzenli olarak yapılan ödevlerin sonucunda bu ortamlara girdiğinde yaşadığı anksiyetenin şiddetinin azalması ve süresininin kısalması sağlanırken bilişsel teknikler ile de içinde bulunduğu gerçeğin tüm yönleri ile değerlendirmesini sağlayan yeni otomatik düşünceler geliştirebilmesi amacı ile bilişsel müdahalelerde bulunulur. Tedavi süreci boyunca kişi yeni bir öğrenme yaşar. Tedavi sonunda kişi eksiğe de katlanmayı, mükemmel olmayan durumların kötü yada berbat olarak damgalanamayacağını, çevresindekilerin kendisine karşı zannettiği gibi katı, eleştirel ya da küçük görücü şekilde davranmadıklarını yaşayarak deneyimler. Bütün unların sonucu olarak da kaygısı azalır ve iyileşir.

İlerleyen zamanlarda seyrek görüşmeler ile sürecin takibi nüks için olası problemlere de müdahaleyi, problem büyümeden çözüm üretmeyi sağladığı için işe yarar bir durum