Bipolar Duygulanım Bozukluğu

İki uçlu duygudurum bozukluğu veya manik depresif bozukluk olarak da bilinen Bipolar Bozukluğun en karakteristik özelliği kişinin duygudurumundaki dalgalanmalardır. Kişi hastalığın kimi dönemlerinde majör depresyon tanı kriterlerini karşılarken kimi dönemlerinde ise aşırı coşku, öfke, taşkınlık gibi belirtilerle giden hipomanik ya da manik dönemler yaşar. Ataklar arasında hastalık öncesi kadar iyi ve sağlıklı olduğu zamanların da olması bu bozukluğun karakteristik özelliklerinden birini oluşturur.

Bipolar I BozuklukBir ya da birden çok manik dönemin varlığı ile kendini gösterir. Bu kişilerin çoğu kez bir ya da birden çok majör depresif dönemi de olur. Yaşam boyu hastalığa yakalanma olasılığı % 0.8-1.2 dolayında olup bu oran kadın ve erkekler arasında eşittir. Birinci derece biyolojik akrabalarında duygudurum bozuklukları olması Bipolar I bozukluğun görülme riskini arttırmakta ve genetik yatkınlığı olan kişilerin daha erken yaşta hastalandığı bilinmektedir. Ortalama başlangıç yaşı 20 olan Bipolar I bozukluğu genelde yineleyicidir. Yani tek bir manik dönem geçirenlerin %90’ı daha sonraki bir zaman diliminde yeniden depresif ya da manik atak geçirmektedir.  Uyku düzenindeki değişiklikler hastalık dönemlerinin ilk habercisi ya da tetikleyicisi olarak karşımıza çıkarken stresli yaşam olayları da bir başka risk faktörünü oluşturur. Yılda 4 ya da daha fazla sayıda atak geçirilmesi halinde ise hastalığın hızlı döngülü olduğundan söz edilir. Hızlı döngünün varlığı hastalığın seyri açısından olumsuz değerlendirilmektedir. Duygudurumundaki dalgalanmalar ve hastalığa ait diğer belirtiler kişinin  genel işlevselliği üzerinde yıkım yaratarak yaşam kalitesini bozmaktadır. Bipolar I bozukluğu olan kişilerin boşanma oranları ise genel topluma göre 2-3 kat daha yüksektir.

Bipolar II BozuklukManik dönemler yerine hipomanik ve majör depresif dönemlerin varlığı ile karakterizedir. Bipolar I bozukluğundan manik dönemlerin yerini  hipomanik dönemlerin alması ile ayırt edilir.  Yaşam boyu hastalanma olasılığı %0.5 dolaylarındadır. Kadınlarda erkeklere oranla görülme riski biraz daha yüksektir. Hipomanik dönemlerin %60-70’i majör depresif dönemin hemen öncesinde ya da sonrasında ortaya çıkar. Uyku/uyanıklık düzenindeki değişiklikler hastalığı tetikleyebilir. Bipolar II bozukluğu o0lanların yaklaşık %10unda 5 yıl içinde bir manik dönem görülür ve dolayısı ile tanı bipolar ı bozukluğuna değiştirilir.

Siklotimik Bozukluk: bu bozukluğun ana özelliği manik epizod ölçütlerine ulaşmayan (hipomanik) ve majör depresif epizod ölçütlerine ulaşmayan depresif belirtilerin uzun süreli dalgalı bir seyirde gitmesidir. Başka bir deyişle Bipolar I bozukluğun belirti şiddeti açısından daha hafif bir formudur. Ancak en az 2 yıllık bir hastalık döneminin varlığı ve 2 aydan daha uzun bir süre iyilik (hastalık belirtilerinin bulunmaması) döneminin olmaması siklotimik bozukluk tanısı için gereklidir. 2 yıllık dönemden sonra manik, hipomanik ya da majör depresif dönem görülebilir. Yaşam boyu hastalığa yakalanma olasılığı % o.5-1 dolayındadır. Kadın- erkek oranı eşittir. Genellikle genç erişkinlik döneminde başlar, yavaş yavaş gelişir ve kronik bir gidiş gösterir. % 15-40 arasında değişen oranda bipolar ı ya da bipolar ıı bozukluğa dönüşebilir.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TETİKLEYEN VE SÜRDÜREN ETMENLER

§        Mevsim değişimi

§        Alkol

§        Madde kullanımı

§        Stresli yaşam olayları

§        Uyku düzensizliği

§        Doğum sonrası dönem

§        Antidepresan kullanımı

 TEDAVİ

Bugün için bipolar bozukluğu geçiren (yok eden-iyileştiren) bir tedavi yöntemi yoktur. Uygulanan tedaviler atakları iyileştirmeye, kontrol altına almaya ya da iyilik dönemlerini uzatmaya yöneliktir. Tedavinin ana unsurunu her ne kadar psikofarmakolojik yöntemler (ilaç tedavisi) oluştıursa da hasta ve hasta yakınlarının hasytalığa yönelik sağlıklı bilgileri almalarına yönelik psikoeğitim süreci kritik bir önem taşır. Ayrıca hasta yakınlarının içinden seçilecek bir yardımcı terapistin varlığı atak belirtilerinin erken fark edilmesi ve gerekli müdahalelerin zamanında yapılması açısından oldukça önemlidir. Diğer tüm psikiyatrik hastalıklarda olduğu gibi hasta ile kurulacak iyi bir terapötik  ilişkinin varlığı tedaviye uyumu ve etkinliği güçlendirmektedir. Bu süreç hastalık epizodlarının sıklığının azaltılmasını da ve hastanın yeti yitimine uğramamasında en önemli koruyucu faktördür.

Animasyonu görebilmeniz için flash player kurulu olmalıdır.

 

iletişim spot

ETKİNLİK TAKVİMİMİZ

Takvim

madde testi