Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklar

Şizofreni olağan işlevlerdeki azalma/yitimi yansıtan negatif belirtiler ve olağan işlevlerdeki çarpıklık/aşırılıkları yansıtan pozitif belirtilerle giden, işlevsellikteki bozulmayla karakterize bir bozukluktur. Tanı konulabilmesi için aşağıdaki belirtilerden en az ikisinin görülmesi gerekmektedir (eğer hezeyanlar şaşılası nitelikte ise ya da hallüsinasyonlar kişinin davranış ya da düşünceleri üzerine sürekli yorum yapan seslerden veya birbiri ile konuşan seslerden oluşuyorsa tek bir belirtinin varlığı yeterlidir) :

  • Hezeyanlar (sanrılar)
  • Hallüsinasyonlar (varsanılar)
  • Darmadağınık konuşma
  • İleri derecede darmadağın ya da katatonik davranış
  • Negatif belirtiler, yani duygulanımda donukluk, aloji (konuşamazlık) ya da avolisyon (istemsizlik)

Tanı konulması için bu ölçütün yanısıra işlevsellikte ciddi bozulma, diğer bazı durumların (madde kullanımının etkisi, genel tıbbi durum, duygudurum bozukluğu, yaygın gelişimsel bozuklukla ilişkisi gibi) dışlanması gerekmekte ve rahatsızlığın süresi ile ilgili bazı ölçütlerin karşılanması gerekmektedir.

Hezeyanlar düşünce içeriğindeki çarpıklıklarla karakterize olup pozitif semptomlar arasında yer almaktadır. Sık görülen hezeyanlar arasında kötülük görme hezeyanları (örn. Kendisinin aldatıldığına, dalga geçildiğine, izlendiğine inanma), dinsel hezeyanlar, referans hezeyanları (bir takım davranışların, haberlerin kendine yönelik olduğuna inanma), büyüklük hezeyanları (örn. Mesih olduğuna inanma) ve bedensel hezeyanlar yer almaktadır

Hallüsinasyonlar algıdaki çarpıklıklarla karakterize olup pozitif semptomlar arasında yer alır. Hallüsinasyonlar herhangi bir duyu organı ile ilişkili olabilirse de en sık işitsel hallüsinasyonlar görülmektedir. Örneğin birbiri ile konuşan, tartışan sesler duyma ya da kendisiyle ilgili yorum yapan sesler duyma işitsel hallüsinasyonlar arasında yer almaktadır.

Darmadağınık konuşma ise dil ve düşünce sürecindeki çarpıklıklarla karakterizedir ve pozitif semptomlar arasında yer alırlar. Darmadağın konuşma kişinin iletişimini bozan nitelikte olmalıdır (örn. konuşurken konudan konuya atlama, soruyla ilgisiz cevaplar verme gibi).

Darmadağınık davranışlar ise mevsime açıkça uymayan şekilde giyinme, duruma uygunsuz hareketlerde bulunma, hareket etmeme gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir ve pozitif semptomlardandır.

Duygulanımdaki donukluk duygusal dışavurum aralığının daralması ve yoğunluğunun azalması ile karakterize olup negatif belirtiler arasında yer almaktadır (örn. Göz teması kurmama, beden dilini kullanmama vb.).

Konuşamazlık düşünce ve konuşma akıcılığında azalma ile karakterize bir negatif belirtidir ve konuşmak istememe halinden ayırt edilmelidir.

İstemsizlik amaca yönelik davranışı başlatamama ve sürdürememe ile karakterize olup negatif semptomlar arasında yer alır.

Şizofreni önde giden belirtilere göre paranoid şizofreni, darmadağın şizofreni, katatonik şizofreni, artakalan şizofreni ve ayrımlaşmamış şizofreni olmak üzere 5 alt tipe ayrılmaktadır.

Şizofreninin Görülme Sıklığı, Gidişi ve Tedavisi

Şizofreniye yaşam boyu yakalanma olasılığı %1 dolayında olup bu oran kadın ve erkeklerde 60 yaşa kadar eşit görülmektedir. Şizofrenide kalıtım önemli bir rol oynamaktadır. Anne ya da babasında şizofreni olan bireylerde görülme riski daha fazladır. Hem anne hem babada şizofreni varsa bu risk daha da artarak %40’a ulaşabilir. Şizofreni olan kişilerin birinci derece akrabalarında da benzer şekilde hastalığın ortaya çıkma olasılığı genel topluma göre daha 10 kat fazladır.

Genellikle geç ergenlik ve 30’lu yaşların ortalarında başlayan şizofrenin erkeklerde başlangıcı kadınlara göre daha erkendir. İleri yaşlarda başlangıç veren durumlar ise kadınlarda daha sık görülmektedir. Şizofrenide genellikle ön belirtilerin bulunduğu yavaş gelişen bir başlangıç gözlense de aniden de ortaya çıkabilmektedir. Genellikle başlangıçta daha çok negatif belirtilerin bulunduğu ve zamanla pozitif belirtilerin eşlik ettiği şizofreninin gidişi farklılıklar gösterebilir. Kimi bireylerde kronik bir örüntü görülürken kimilerinde alevlenme ve yatışma dönemleri şeklinde bir gidiş görülebilmektedir. Şizofreniye madde kullanım bozuklukları, kaygı bozuklukları ve kişilik bozuklukları sıkça eşlik etmektedir.

Tedavide hasta ve yakınlarının hastalık ve tedavi süreci hakkında uygun şekilde bilgilendirilmesi ilk basamağı oluşturmaktadır. Belirtileri azaltmak, hastanın işlevselliğini ve uyumunu arttırmanın hedeflendiği tedavi sürecinde varsa hastanın kendine ve çevresine zarar verme riskinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Tedavi çeşitli psikofarmakolojik müdahaleler, psikoterapi ve toplumsal beceri eğitimi bileşenlerinden birini veya çoğunlukla bir kaçını kapsamaktadır. Gerekli görüldüğünde hastaneye yatış ve elektrokonvülsifterapi uygulamalarından yararlanılabilmektedir.

Hastalığın birden başlaması, ailede şizofreni olmaması, tedaviye hemen başlanması, tedaviye uyum sağlanması, tetikleyici olayların bulunması, ileri yaşta başlaması, kadın olma ve içgörünün bulunması gibi bazı faktörler hastalık gidişinin daha iyi olmasında rol oynayabilmektedir.

Kaynaklar: DSM-IV

Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu. ‘Boylam, Klinik Uygulamada Psikiyatri Tanı ve Tedavi Klavuzları, Cilt 1’