Somatoform Bozuklukları

Somatoform bozukluklar bilinçli olarak ortaya çıkartılmayan, genel tıbbi durumu düşündürten ancak belirtilerin genel tıbbi durum, başka bir ruhsal bozukluk ya da madde kullanım etkisiyle tam olarak açıklanmadığı bozukluklarla karakterize olup DSM-IV-TR’de 7 tanıya ayrılmaktadır.

SOMATİZASYON BOZUKLUĞU

Somatizasyon Bozukluğu 30 yaşından önce, birkaç yıllık bir dönem içinde başlayan ve amaçlı olarak ortaya çıkartılmayan çoklu fiziksel yakınmalarla karakterize bir bozukluktur. Bu bozukluğu sahip olan kişiler şikayetlerinden ötürü sıklıkla tedavi arayışına yönelirler ya da işlevselliklerinde belirgin bir bozulma yaşarlar. Tanı konulabilmesi için bu ölçütlere ek olarak tabloda en az 4 farklı bölge ya da işlevle ilgili ağrı belirtisi, 2 mide-barsak sistemiyle ilişkili belirti, en az bir adet cinsel belirti ve en az bir tane psödonörolojik belirti bulunması gerekmektedir.

Ağrı belirtileri arasında baş ağrısı, eklem ağrısı, karın ağrısı, idrar yapma esnasında yaşanan ağrılar gibi örnekler görülebilir.

Mide-barsak sistemi ile ilişkili bulantı, şişkinlik, yiyeceklerin dokunması gibi şikayetler görülebilir.

Cinsel alanla ilgili belirtiler arasında isteksizlik, menstruasyon düzensizliği, erektil işlev bozukluğu gibi belirtiler yer alabilir.

Psödonörolojik belirtiler nörolojik bir durumu düşündüren yalnızca ağrı ile sınırlı olmayan belirtileri kapsamalıdır. Sağırlık, körlük, bir bölgede güç yitimi, denge bozukluğu gibi belirtiler bu grup içinde ele alınmaktadır. Ancak bu belirtilerin genel tıbbi bir durum ya da madde kullanımının doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması gerekir. Genel tıbbi durumla ilişkili olsa dahi yakınmalar ya da işlevsellikteki bozulma muayene/laboratuvar bulgularına göre beklenilenden daha fazladır.

Somatizasyon Bozukluğunun yaşam boyu görülme olasılığı %0.2-2 arasında olup kadınlarda erkeklere göre olasılık daha yüksektir. İlk belirtiler genellikle ergenlik döneminde başlar ve hastalık çoğunlukla kronik ve dalgalanan bir gidiş gösterir. Tedavide belirtilerle baş etme becerileri öğretilmesi önemlidir.

FARKLILAŞMAMIŞ SOMATOFORM BOZUKLUK

En az bir fiziksel yakınmanın görüldüğü, işlevsellikte bozulma ya da sıkıntıya yol açan, en az 6 ay süren, amaçlı olarak ortaya çıkartılmayan ve başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamayan bir bozukluktur. Bunlara ek olarak tanı konulabilmesi için belirtilerin genel tıbbi bir durum ya da madde kullanımının doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması gerekir. Genel tıbbi durumla ilişkili olsa dahi yakınmalar ya da işlevsellikteki bozulma muayene/laboratuvar bulgularına göre beklenilenden daha fazladır. Sürekli yorgun hissetme, yeme isteğinin olmaması ve mide-barsak şikayeti sık görülen belirtiler arasında yer almaktadır.

KONVERSİYON BOZUKLUĞU

Psikolojik etmenlerin eşlik ettiği, istemli motor ya da duyu işlevlerini etkileyen, amaçlı olarak ortaya çıkartılmayan ve nörolojik/genel tıbbi durumu akla getiren en az bir belirti ile karakterizedir. Tanı konulabilmesi için bunlara ek olarak şikayetlerin belirgin bir sıkıntı ya da işlevsellikte bozulmaya yol açması, başka bir ruhsal durum, kültürel öğeler, madde etkisi ya da genel tıbbi durum etkisi ile daha iyi açıklanamıyor olması gerekir. Yaşanan belirtiler motor alanla (örn. denge bozukluğu, yutma güçlüğü, güçsüzlük), duyusal alanla (örn. hallüsinasyon, görme ya da dokunma duyumunun kaybı), katılmalar/konvülsiyonlarla ilgili ya da karışık semptomları içeren yapıda olabilir. Tanı konulabilmesi öncelikle gerekli tıbbi muayene ve tetkiklerin yapılması gerekir.

Konversiyon Bozukluğu genellikle çocukluk yıllarının sonu ve erişkinlik başları arasındaki dönemde ortaya çıkar ve kadınlarda daha sık görülür. Çoğunlukla birden bire başlar. Tedavi belirtilerin akut ya da kronik oluşuna göre değişim gösterir.

AĞRI BOZUKLUĞU

Klinik olarak değerlendirme gerektirecek şiddette, belirgin bir sıkıntı ya da işlevsel bozulmaya yol açan, amaçlı olarak ortaya çıkartılmayan en az bir anatomik bölge ağrısının bulunması ile karakterize bir bozukluktur. Tanı konulabilmesi için bu ölçütlere ek olarak hastalıkta psikolojik etmenlerin etkisi olduğu yargısına varılmalı ve belirtiler başka bir durumla (duygudurum bozukluğu, kaygı bozukluğu ya da psikotik bir bozukluk, disparoni) daha iyi açıklanamıyor olmalıdır. Hastalıkta bazen sadece psikolojik etmenler rol oynarken bazen psikolojik etmenler ve genel tıbbi durum bir arada rol alabilmekte ve bozukluk akut ya da kronik yapı gösterebilmektedir. Tedavide ağrıların dindirilmesi ve önlenmesi amaçlanır. Bunun için gevşeme teknikleri, psikofarmakolojik ilaçlar ve psikoterapiden yararlanılabilmektedir.

HİPOKONDRİYAZİS (Hastalık Hastalığı)

Tolumda hastalık hastalığı olarak da bilinen Hipokondriyazis bedensel belirtilerin yanlış yorumlanmasına bağlı olarak kişinin ciddi bir rahatsızlık yaşadığı ya da yaşayacağı düşüncesine ilişkin duyduğu korku ile karakterizedir. Tanı konulabilmesi için buna ek olarak hezeyan düzeyinde olmayan bu düşüncelerin verilen güvencelere rağmen devam etmesi, hastalığın en az 6 ay sürmesi, sıkıntı ya da işlevsellikte belirgin bozulma yaratması ve farklı bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamıyor olması gerekmektedir.

Hipokondriyazisi olan kişiler genellikle doktor doktor gezerek yapılan açıklamalara ve tetkik sonuçlarına güvensizlik duyarlar. Bu nedenle klinik bulgular normal çıksa dahi rahatlayamaz ve kaygı yaşamaya devam ederler. Genelde yapılan psikiyatrik yönlendirmelere karşı isteksiz ve dirençli bir tutum sergilerler. Küçük ve sıradan olabilecek bir belirtiyi felaketleştirerek ciddi bir hastalığın habercisi olarak yanlış şekilde yorumlarlar ve genellikle ölüm korkusu taşırlar. Hipokondiryazis Çoğunlukla depresyon, kaygı bozukluğu ve diğer somatoform bozukluklar olmak üzere farklı ruhsal bozukluklarla bir arada görülmektedir.

Hipokondriyazis çoğunlukla erken erişkinlik döneminde başlar ve toplumda yaygınlığı %1-5 dolayındadır. Hastalık genellikle dalgalanmalar halinde ve kronik bir gidiş gösterir. Tedavide özellikle yanlış öngörü ve inançların değerlendirilmesi ile davranışsal deneyler uygulanması etkilidir.

VÜCUT DİSMORFİK BOZUKLUĞU

Kişinin fiziksel görünümündeki hayali ya da küçük bir kusur ile aşırı uğraş halinde olması ve kaygı duyması ile karakterize bir bozukluktur. Bu uğraş farklı bir mental bozukluk ile daha iyi açıklanamaz ve kişide belirgin bir sıkıntıya ya da işlevsel bozulmaya yol açar. Vücut Dismorfik Bozukluğu genellikle ergenlik döneminde başlar, dalgalı ancak süreğen bir gidiş gösterir.

Vücut Dismorfik Bozukluğu olan kişiler bazen birden fazla alanla ilgili olmak üzere pek çok farklı vücut bölgesine yönelik yakınmalar getirirler. Yakınmalar bir organ/bölgenin büyüklüğü, biçimi ya da var olan kusurlarla ilgili olabilir. Örneğin kişi sivilce, yara izleri, ten rengi, tüylenmeden şikayet edebilir ve/veya burun, dudak, gözler gibi organların biçimi/oranı ile ilgili uğraşı içinde olabilir. Kişilerin duyduğu rahatsızlık zamanla aynalardan kaçmalarına bile yol açabilmektedir. Çoğunlukla kusurlarını giderme ve gizlemeye yönelik spor yapma, diğerlerinden güvence alma, aşırı bakım yapma, toplumsal etkileşimlerden uzak durma gibi ödünleyici uğraşlar sergileyebilirler.

Bu tanıların dışında herhangi özgül bir somatoform bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan somatoform belirtiler ise DSM-IV-TR’de Başka Türlü Adlandırılamayan Somatoform Bozukluk adı altında ele alınmaktadır.

Kaynak:

Prof.Dr.Ertuğrul Köroğlu (2009). Boylam Klinik Uygulamada Psikiyatri: Tanı ve tedavi klavuzları, cilt 3.

Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı (DSM-IV-TR) Amerikan Psikiyatri Birliği, Washington DC, 2000’den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2001.